Kadıköy’de sevinç yarım kaldı: Fenerbahçe 2–2 Slavia Prag
Paylaş
Kadıköy’de maçın başındaki coşku ile son düdüğün bıraktığı his birbirine hiç benzemiyordu. Fenerbahçe, 20 Ekim’de Slavia Prag karşısında iki farklı üstünlüğü yakaladı, fakat sahadan 2–2 beraberlikle ayrıldı. Oğuz Aydın ve Mason Greenwood’un golleriyle açılan gece, Pavel Kacor’un son bölümdeki dokunuşuyla başka bir yere döndü. Tribünde ya da ekran başında sarı-lacivertlileri izleyenler için bu, yalnızca kaybedilen iki puanın hikâyesi değildi. Rahatlama fırsatının tekrar tekrar yaklaşıp uzaklaştığı, sonunda da elde tutulamadığı bir Avrupa akşamıydı.
İlk bölümde her hücum umut taşıyordu
Oğuz Aydın sağ tarafta aldığı topu içeri taşıdı ve ceza sahası dışından uzak köşeye gönderdi. Kaleci Jakub Markovic’in müdahalesi golü önlemeye yetmedi. Bu başlangıç, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi tarihindeki en erken golünü de getirdi. Fakat tribünleri asıl ayağa kaldıran şey yalnızca bir rekor değildi. Takım daha maçın başında rakip kaleye doğrudan gidebildiğini göstermiş, baskı altında geçen önceki Avrupa gecelerinden farklı bir görüntü sunmuştu. Topun ağlara ulaşması, beklentiyi bir anda büyüttü.
Ardından Nelson Semedo’nun pasıyla buluşan Greenwood farkı ikiye çıkardı. Sağ taraftaki bağlantı bu kez başka bir bitiriciye ulaştı ve sarı-lacivertliler erken üstünlüklerini genişletti. İki gol, maçın geri kalanı için önemli bir imkân yaratmıştı: rakibi daha fazla risk almaya zorlamak ve açılan alanları değerlendirmek. Ancak bir skorun verdiği rahatlıkla oyunun gerçekten kontrol altında olması aynı şey değildi. Fenerbahçe’nin o avantajı topa sahip olduğu kadar topu kaybettiği anlarda da koruması gerekiyordu.
Bir hata gecenin ritmini değiştirdi
Ederson’dan gelen topun ardından Matteo Guendouzi’nin hatalı pası, Lukas Provod’u kaleciyle karşı karşıya bıraktı. Slavia Prag’ın golüyle fark bire indi. Konuk ekip için bu, yalnızca skor tabelasında bir değişiklik değildi; maçın içinde kalabileceğine dair güçlü bir işaretti. Fenerbahçe açısından ise erken gollerin sağladığı serbestlik azaldı. Bir sonraki hücum artık üçüncü golü bulma isteğinin yanında, yeni bir top kaybının doğuracağı tehlikenin düşüncesini de taşıyordu.
Nathan Aké’nin sakatlanarak çıkması da ilk yarının planını değiştirdi. Yerine Kojo Peprah Oppong girdi. Savunmada zorunlu bir değişiklik yapılırken takımın öndeki bağlantıları da aynı akıcılıkta tutması kolay olmadı. Devre arasına 2–1 girildiğinde üstünlük hâlâ Fenerbahçe’deydi, fakat maçın başındaki geniş güven duygusu yerini daha dikkatli bir bekleyişe bırakmıştı. Slavia artık tek bir pozisyonun kendisine puan getirebileceğini biliyordu; bu ihtimal, karşılaşmanın kalan bölümüne sürekli eşlik etti.
Üçüncü gol gelmeyince bekleyiş uzadı
İkinci yarıda fırsatlar tamamen ortadan kaybolmadı. Romelu Lukaku’nun hazırladığı pozisyonda Dorgeles Nene’nin vuruşunu Markovic çıkardı. Bu an, Fenerbahçe’nin yeniden iki farklı üstünlüğe ulaşabileceği önemli kapılardan biriydi. Gol olmayınca maç aynı dar aralıkta kaldı. Önde olmak sevindiriciydi, ancak farkın yalnızca bir olması her rakip atağına fazladan ağırlık yüklüyordu. Taraftarın bir sonraki golü beklemesiyle bir sonraki tehlikeden çekinmesi aynı dakikaların içine sığdı.
Diğer kalede Ederson, Emmanuel Ayaosi’nin vuruşunu önledi. Oppong da savunmada bir şutun önüne girmişti. Bu müdahaleler üstünlüğün korunmasına yardımcı oldu, fakat oyunun yalnızca böyle anlara dayanması son bölümü daha gergin hale getirdi. Lukaku’nun sert şutu da çerçeveyi bulmayınca skor değişmedi. Maçın başında iki kez hızlı biçimde gelen gol sevinci, ikinci yarıda uzun bir bekleyişe dönüştü. Fenerbahçe bitirici dokunuşu ararken Slavia son ihtimalini canlı tutmaya devam etti.
Ayaosi’nin sağdan kale önüne gönderdiği topa Kacor dokunduğunda bütün bu bekleyişin yönü değişti. Skor 2–2 oldu. Beraberlik golünün geç gelmesi, daha önce kaçan fırsatları da yeniden hatırlattı. Nene’nin pozisyonu, üçüncü golün bir türlü bulunamaması ve ilk yarıdaki pas hatası, son düdük yaklaşırken aynı hikâyenin parçaları haline geldi. Fenerbahçe artık üstünlüğünü korumayı değil, neredeyse biten maçta yeniden gol bulmayı düşünmek zorundaydı.
Avrupa hesabında ağırlaşan bir beraberlik
Lig aşamasının ilk maçındaki Roma beraberliğinin ardından Aston Villa deplasmanında alınan ağır yenilgi, bu karşılaşmanın önemini artırmıştı. Slavia karşısında da galibiyet gelmeyince Fenerbahçe üç maç sonunda iki puanda kaldı. Bir sonraki Avrupa rakibi Liverpool olacak. Bu iki rakibin adını yan yana görmek bile kalan yolun ne kadar dikkat istediğini anlatıyor: puan hesabı yapılabilir, fakat önce maç içinde elde edilen avantajı son düdüğe kadar taşıyabilmek gerekiyor.
Oğuz’un cesur şutu ve Greenwood’un bitirişi, bu gecenin yalnızca hayal kırıklığından ibaret olmadığını hatırlatıyor. Fenerbahçe başlangıçta rakibini gerçekten zorladı ve gol bulacak kaliteyi gösterdi. Buna rağmen güzel bir başlangıç, tamamlanmış bir galibiyet anlamına gelmedi. Kadıköy’de geriye kalan en keskin his de buydu: kutlamanın nasıl başlayacağını bilen takım, o kutlamayı maçın sonuna kadar sürdürecek güveni bu kez bulamadı. Son düdük, erken gelen sevincin neden yarım kaldığını düşünmeye bıraktı.