Arda Güler, Sevilla maçında golünü takım arkadaşlarıyla kutluyor

Arda’nın sol ayağı kilidi açtı: Real Madrid 4–1 Sevilla

Bernabéu’de kilidi açan vuruş Arda Güler’in sol ayağından çıktı. Real Madrid, 18 Ekim’de Sevilla’yı 4–1 yenerken ilk gol yalnızca skoru değiştirmedi; takımın hücumda aradığı akıcılığı da görünür hale getirdi. Bellingham’ın başlattığı, Diomande’nin devam ettirdiği hareket, Arda’nın ceza sahası dışından yaptığı vuruşla tamamlandı. Top ağlara gittiğinde tribünün beklediği rahatlama ile güzel bir golün heyecanı aynı anda ortaya çıktı.

Arda bu kez oyunun başlangıcında

Roma’daki geri dönüşte oyuna sonradan girerek etkili olan Arda, Sevilla karşısında başlangıç kadrosundaydı. Bu iki durum farklı sorumluluklar taşır. Sonradan giren bir oyuncu maçın mevcut sorununa cevap arar; ilk on birde başlayan oyuncu ise takımın ritminin kurulmasına da katılır. Sevilla karşısında Arda’nın golü, bu ilk bölümün en belirgin sonucuydu. Madrid henüz farkı açmamışken hücumun doğru anında topun karşısına çıktı.

Golün öncesindeki pas zinciri de vuruş kadar önemliydi. Bellingham ilerleyen hareketi başlattı, Diomande topu Arda’ya aktardı ve Türk oyuncu sol ayağıyla bitirdi. Bir hücumda her oyuncunun aynı şeyi yapması gerekmez. Biri yön verir, diğeri savunmayı hareket ettirir, son oyuncu da oluşan aralığı kullanır. Madrid’in bu atağında roller birbirini tamamladı. Son görüntü Arda’nın şutu olsa da fırsatı hazırlayan ortak hareketti.

İlk golün ardından gelen ikinci tehdit

Mbappé, devre arasından önce farkı ikiye çıkardı. Bellingham’ın topuk pasını aldıktan sonra savunmacıyı ve kaleciyi geçerek bitirdiği pozisyon, gecenin başka bir güçlü görüntüsünü oluşturdu. Madrid böylece yalnızca uzaktan vuruşla değil, dar alandaki teknik hareketlerle de gol bulabildi. Sevilla için zorluk, bir tehdidi kapatırken diğerine alan bırakmamaktı. Arda’nın golünden sonra tehlikenin biçimi değişti, etkisi ise devam etti.

İlk yarının sonunda Courtois’nın Agoumé karşısındaki kurtarışı, 2–0’lık avantajın korunmasını sağladı. Bu ayrıntı hücumdaki güzelliğin gölgesinde kalmamalı. Devreye tek farkla girmek, iki farkla girmekten farklı bir ikinci yarı yaratabilirdi. Madrid’in hücumcuları tribünü ayağa kaldırırken kalecisi de rakibin geri dönme ihtimalini sınırladı. Güzel gollerin güvenli bir sonuca dönüşmesi için iki uçta da iş yapılması gerekiyordu.

Sevilla yaklaşırken Madrid yeniden uzaklaştı

İkinci yarıda Valverde, Félix’in tehlikeli vuruşunu çizgi yakınında kafayla uzaklaştırdı. Bu pozisyonun ardından Madrid farkı üçe taşıdı: Mbappé kazandığı penaltıyı Panenka vuruşuyla gole çevirdi. Maçın duygusu kısa bir aralıkta iki ayrı yöne gidebilirdi. Sevilla’nın yaklaşması mümkünken Madrid yeniden mesafe koydu. Tabelada yalnızca bir gol daha görünse de bu geçişin ağırlığı daha büyüktü.

Arda’nın açılış golü bu noktada başka bir anlam kazandı. İlk gol, takımın üzerine sonraki hücumlarını yerleştirebileceği bir başlangıç oluşturmuştu. Her yeni gol onun önemini azaltmadı; aksine Madrid’in oyunu hangi sırayla çözdüğünü daha belirgin hale getirdi. Önce eşitlik bozuldu, sonra avantaj büyüdü, ardından rakibin yaklaşabileceği bir anda fark yeniden açıldı. Rahat görünen sonuç, farklı anlarda verilen doğru cevaplardan oluştu.

Manu Bueno skoru 3–1’e getirdiğinde Sevilla kısa süreli bir umut buldu. Diomande’nin güçlü vuruşla tamamladığı bireysel hareket ise bu umudun büyümesine izin vermedi. 4–1, gecenin son skoru oldu. Diomande açılış golünün hazırlığında bulunmuş, daha sonra kendisi de tabelaya girmişti. Böylece Madrid’in sol taraftan başlayan üretkenliği maçın hem ilk belirleyici anına hem son golüne dokundu.

Bir golün ötesinde hatırlanacak gece

Son bölümde Militão’nun uzun bir aranın ardından sahaya dönmesi, Bernabéu’ye ayrı bir alkış nedeni verdi. Skorun getirdiği memnuniyetin yanında bir oyuncunun yeniden formasına kavuşmasının duygusu vardı. Bu yüzden Sevilla maçı yalnızca gol görüntülerinden oluşan bir akşam değildi. Hücumdaki cesaret, savunmadaki kurtarışlar ve dönüşün yarattığı sevinç aynı tribünde buluştu. Arda’nın sol ayağıyla başlayan hikâye, farklı oyuncuların katkılarıyla tamamlandı.

Arda’yı izleyen taraftarlar için güzel olan, onun belirleyici aksiyonu takımın bütününden koparmadan görebilmekti. Vuruş bireysel kalite taşıyordu; fırsat ise birlikte hazırlanmıştı. Bir oyuncunun kendi becerisini en doğru anda kullanması, çevresindeki hareketlerle buluştuğunda daha anlamlı hale geliyor. Sevilla karşısında ilk golün bıraktığı iz tam olarak buydu.

Arda Güler 15 numaralı Real Madrid deplasman forması ve Arda Güler koleksiyonu, sezonu onunla birlikte takip eden taraftarlar için seçenekler sunuyor. Bu maçtan geriye kalan ise forma numarasından önce o kısa an: pasın gelişi, sol ayağın hazırlanışı ve eşitliği bozan vuruştan sonra takım arkadaşlarına doğru açılan kollar.

Bloga dön